2 Kasım 2021 Salı

Yazmalı, ama nasıl?

Yazmak istiyorum. 

Judith'in o anısındaki gibi; önümde duran boş kâğıda bakıyorum, ama ne yazacağımı bilmiyorum. 

Meseleni bulmalısın diyordu ona sanat hocası.

"Bugün bu dünyada bana dokunan nedir? Neyi fark ediyorum, neye üzülüyor, şaşırıyor, öfkeleniyor, hayret ediyorum? Kayıtsız kalmamakla başlıyor üretim.

Sonrası seçmek. Bana dokunan şeylerin kalabalığı içinden bugün için bir mesele seçmek ve onunla diyalog kurmak."

Şimdi düşününce öfkelendiğim değil de, mutlu eden, şaşırtan, uzun uzun seyrettiren şeyler geliyor aklıma. Örneğin doğanın renkleri, uçsuz bucaksız kırlar, mis gibi hafif esen rügar, mavi gökyüzüne sulu boya fırçasıyla sürülmüş gibi bulutlar; bunların içinde küçücük, mutluluktan gözlerini kapatmış, havayı koklayan bir kızçe geliyor gözümün önüne.

Daha derinine inince, kızın sabahtan akşama evlere/okullara kapanmadığını, özgürce koşup oynayabildiğini, neyle isterse uzun uzun uğraşabildiğini falan düşünüyorum. Kız mutlu, çünkü özgür, geniş zamanları ve alanları var. Ee, biraz da sihir katmak istiyorum işin içine, mesela ayakları yerden kesilsin ya da saçlarını salladığında peri tozları uçuşsun havaya kuşların ilgisini çeksin istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder