Sabahtan beri işime odaklanıp da çalışmadım bir türlü. İç sıkıntısıyla saatleri geçirdim. Sonra ne oldu ve neden bugün oldu bilemiyorum, bir karar verdim. Saat 13.10.
Bir artıp bir azalan, kimi zaman görmezden gelip baskılamaya çalıştığım, kimi zaman olduğu gibi kabul edip saygıyla karşıladığım, kimi zaman bayılacak kadar acı çektiğim sancılarım sona erdi de doğumun hemen sonrasındaki o rahatlama huzuruna kavuştum sanki.
Tam o sırada okuduğum şu sözler bana hediye oldu:
"Ama eğer sen, aynı dersi almaktan bıkmamışsan, hala öğrenemiyorsan, o dersler sana daha büyüyerek geliyor. Sen altında ezilene kadar! Kitapta şunu söylüyorum ben, “Öğrenemiyorsan, gerekiyorsa hayat seni öldürür! Ölür, yeniden doğarsın... Ta ki öğreninceye kadar!”"
Nasıl olacak, yapabilecek miyiz, yoksa iyice dibe mi çökeceğim bilemiyorum. Kesinleşmeden kimseye lafını etmek de istemiyorum. İlginçtir, şu an acaba doğrusu bu mu, acaba hata mı olur düşünceleri zerre kadar yok kafamda, sadece bir iç rahatlaması hissediyorum, göğüs kafesim genişlemiş gibi. Hislerime hep güvendim, şimdi de güveniyorum.
Murat'la konuşmalıyım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder