21 Şubat 2019 Perşembe

Tek Atışlık Değil Hayat

Küçük alakasız olaylar, hisler bizi nerelere götürebiliyor. Yeter ki o hislerde olmak isteyelim...

Mesela, dün öğle yemeği için Nesli ile Bilkent-Midpointe gitmiştik. Ece ile kaşılaştım, güzeller güzeli Ece Işıldak. En son 8 sene önce falan görmüşümdür. Konuştuk, sarıştık, numaralarımızı alıp masalarımıza döndük. 1-2 yıl çalışıp Sebit'ten ayrılmıştı, sonra Microsoft'ta işe girmişti galiba, 3 senedir de başka bir yerde çalışıyormuş. Beni sordu, hala Sebit dedim. Hala aynı yerdeyim, başka bir deneyimim yok. Tabii her şey aynı kalmadı, ben de değiştim, evlendim, anne oldum. Ama bazı şeyler (değişmesini istediğim şeyler) aynıydı işte...

Çoğu insan doğduğu büyüdüğü yerden, üniversite okumak ya da çalışmak için ya da evlendikten sonra eşinin peşine takılıp başka bir şehre yaşamaya gider. Çoğu insan mezun olduktan sonra iş bulur, bir süre sonra değiştirir işini. Bende ikisi de aynı kalmıştı, anlasanıza. Aynı şehirde, aynı işte devam etmek istemiyordum ama değiştiremiyordum da işte. Başka bir deneyimim yoktu.

Bize verilen tek atıştık bir hayat var, seçtiğin yolu yaşıyor diğerinin seni nereye götüreceğini bilemiyorsun ... mu? Tam olarak böyle mi sâhi? Bence değil. Biraz ondan biraz bundan yapmak mümkün çünkü. Bak Fırat ile Melda'ya; Ankara'da da yaşadılar, Sevilla'da da, Kanada'da da... Belki yine Ankara'ya dönecekler, ama ne onlar aynı insanlar olacaklar ne şehir aynı karanlıkta.

Allah'ım bir işaret var ve göremiyorsam gözlerimi aç lütfen. Çünkü uzaktan bakınca, bir kaşık suda çırpınan balık gibi durduğumun farkındayım, yakından daha fazlasını göremiyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder