Corona salgını ülkemizde, bütün dünyada.
Kim derdi ki, Çin'de başlayan o hastalıklardan biri tüm dünyaya yayılıp insanları evlerine kapatacaktı. Böyle hastalıklar, büyük yıkımlar hep haberlerden takip ettiğimiz uzak olaylardı.
İki hafta önce okullar, kreşler kapandı. Şirketler ya geçici süreyle kapandı, ya uzaktan çalışmaya geçti. Biz de çekirdek aile evdeyiz, 1 haftadır evden çalışıyorum. Herkesin sıkıldım diye bağırdığı, evde aktivite önerileri sıraladığı dönemde "uzaktan eğitimci"ler olarak gece-gündüz, hafta içi-sonu çalışıyoruz. Ölüm, hastalık stresini bile geçti ya iş stresimiz, helal olsun... Çok şükür işim var ile işe küfretmek arasında gidip geliyorum, çok sık gidip geliyorum ama. :S
Bir de bu dönemde şu sesler yükseliyor "koşuşturmamız, hayat telaşmız arasında düşünmediğimiz şeyleri düşüneceğiz, kimse eskisi gibi olmayacak, hırsımızın harcamalarımızın bizi mutlu etmeyeceğini anlayacağız, vs vs..." Bana bunlar çok uzun zaman önce olmuştu zaten, o yüzden şimdilik bir değişiklik hissetmiyorum. Aksine, evde ailecek kahvaltılarımızda, yavrum uykudan kalktığında onu kucakladığımda şükürler olsun diyorum. Akşam olup da covid19 sayılar açıklanıp haberleri okumaya başlayınca yükseldiğim yerden öyle bir düşüyorum ki, gece yarılarına kadar titremeli uykusuz saatler geçiriyorum.
Ne zamana kadar süreceğini düşünmek, kafamda her bir yakınımla ilgili kötü senaryolar hazırlayıp oynatmak faydasız, biliyorum. Kimi zaman kendimi koruyabiliyorum, kimi zaman yenik düşüyorum.
Bu süreçte de en çok maddi zorunluluklarımdan kurtulup hayatın daha çok tadını çıkarmayı düşünüyorum. İşin içinden çıkamıyorum.
Dilimde zikri şuncağız, hissi içime sığmayan bir dua; "Ey kapıları açan Rabbim, benim de kapılarımı hayırla aç." ❤
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder